31 Temmuz 2012 Salı

Ben sitemkar yazılar yazmaktan bıktım.İnsanlara sürekli kendimi iyi göstermekten de.Çabalamaktan da.

Yazılarımda sürekli dertlerimi sıkıntılarımı anlatmayı seven biriyim.Tamam herkes kendini ifade etmek için yazar,çizer,okur,söyler.Ama ben yazmaktan da sıkılmaya başladım artık.Okunmadığımı hissettikçe perişan olmaya başladım kısacası.Hadi tamam diyelim okunmadığımı zaten biliyorum aslında ben bu blogu da bunun için açtım.Günlük gibi hatıra defteri gibi yazmak için.Yeterli gelmiyor.

Yazdıkça yazıyorum ama sıkılıyorum.Sonu yine aynı oluyor her şey gibi.Saçmaladım biliyorum.Zaten yapabileceğim bir iş olmayınca direk saçmalıyorum.Kusura bakmayın.Eğer beni okuyan ne bileyim işte varsa özür dilerim.

Yazılarım saçma.Vakit kaybı.Rahatlamak için yazıyorum.

Artık her nasılsa bu bana hem yetersiz geliyor hemde beni mutlu ediyor.

29 Temmuz 2012 Pazar

Süpriiz.

Beni yargılıyan insanların ağzını burnunu dağıtmak istiyorum.

Gitmiş bir de elaleme söylemiş.Yok o böyle yapıyor yok o şöyle.Madem konuşucaktın gelseydin bana söyleseydin kimsenin arkasından konuşmucaktın arkadaşım.Sadece "Ecrin'in kabahati var bu konuda." gibisinden şeyler söylemiyicektin.Ben şu bir kaç gündür zaten nelerle uğraşıyorum haberi yok.Gelmiş atıp tutuyor salak.Ha arkadaşım dostum yakınım olmasa böyle bir şey demezdim.Yakınımsın sen benim.Canımsın.Ben sana kimseye anlatmak istemeyiceğim şeyler anlatmışım sen bir de gidip benim dedikodumu yapıyosun.Aferin iyi bok yedin.

Bu yediğim kaçıncı kazık ya.Hesaplayamadım.Çok fazla.Canım yanıyo yine.Ama yine de ben suçlu oluyorum.Arkadaşlık da dostlukta bir ilişki de hiç bir şey istemiyorum.Kırılmak istemiyorum.Kendimi de koruyamıyorum aynı zamanda da.Evde oturmakta kitap okumakta son zamanlarda bana az gelmeye başladı.

Her neyse.

İnanmak istemesemde inanıyorum herkese ya aferin bana.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

İçimdekiler.

Daraldım.Yemin ederim daraldım.Bu evde tıkılıp durmaktan.Herkesin bir ağızdan konuşmasından daraldım.Yaptığım tek şeyin uyanıp bilgisayar açmaktan ollmasından bıktım.İnsanların beni yargılamasından da bıktım.İşlerine gelince ama "aaa sen ne güzel ne beceriklisin" demelerinden en çok bıktım.Birilerine derdimi anlatmam lazım.Kimsem yok.Anlaşabildiğim kimse yok.Sanırım en kötü yanı da bu.Yalnızım.Kendime böyle söylüyorum ama şimdi mesaj atsam cevap verebilcek tek bir kişi bile yok biliyorum.Mesela X kişisini ele alalım.Pardon Kızıl diyelim X kişisi yerine.Kızıl'a mesaj atsam çok işim var diyip başından savıcak beni biliyorum.Mutlu değilim.Mutlu olamıyorum da değil.Bazen saçımın kokusuna bile mutlu olabiliyorum.Güneşin batışına bile mutlu olabiliyorum.Ama bunlar artık bana yetmiyor.Dışarıya çıkmak istiyorum.İnsanlarla tanışmak anlaşmak.Evde tıkılı kalmak istemiyorum.Herkesin başımda dırdır etmesini de istemiyorum.Anneme bir şey söylediğimde "elindekilerin kıymetini bil baban sen mutlu ol diye köpek aldı,sen mutlu ol diye bahçeye havuz yaptırdı sen mutlu ol diye oda yaptı sana" demesinden de bıktım.

Bazen ergen triplerine girip "kimse beni anlamıyo yeaaa öldürcem kendimi" demek istiyorum bu zamanda etki-tepki meselesine giriyor her şey.Kendimi anlatmakta güçlük çekiyorum.

Oysa bir iki sene önce böyle değildi.Evimiz uzak değildi.Her an yanımda olabilecek arkadaşlarım vardı.Mutluydum.Saftım evet evet çok saftım.Herkes bana bu kadar saf olmak zorunda mısın bile derdi.Şimdi  kimsem yok.Cidden yalnızım.Telefonumda o kadar kişi olmasına rağmen kimseye mesaj atamamak arıyamamak çok kötü.Herkesin yakın bir arkadaşı var.Benim hiç olmadı.Hep kazanmak zorunda kaldım.Hep savaşmak zorunda kaldım.İlk okulda bile bu böyleydi.Herkesin peşinden koşmak zorunda kaldım.Ve bu savaşma meselesini bir yana bırakınca yanımdakiler benden uzaklaştılar.

Bazen diyorum ki iyi ki bu blogu açmışım.

Tek dostum bu yazılar.

Bir de şarkılar.

Benden geriye kalabilecekler sadece bunlar.

24 Temmuz 2012 Salı

Mutsuz Son.

Gözlerini kırpıştırdı.Karşındaki gerçekten o muydu ? Bunca yıldır görmemişti onu.Onun artık fotoğraflardan ibaret biri olduğunu düşünüyordu.
Dört yıl.
Dile kolay gelen dört yıl.
Sabahları göz yaşlarını saklamaya çalışarak uyandığı dört yıl.
Her şeyden kaçmaya çalıştığı dört yıl.
Onu unutarak geçen dört yıl.
Şarkılarda onun sesini duymuştu.Her an gözlerini kapatmaktan rüyasında onu görmekten kaçınmıştı.Ama olmuştu işte tekrar gelmişti.Tekrar o şapşal gülümsemesiyle her yana neşe yayıyordu.Nasıl göründüğünü düşünmeden evden çıktığı için pişmandı şimdi.
Sadece onun kendisini beğenmesini istiyordu.
Ama her şeye tekrar başlamak ona göre değildi.
Yaptıkları.
Tüm hayatını kariyerini,benliğini mahvetmişti.
Ve şimdi onu yine kabul edemezdi.
O an olan oldu.Yanında esmer bir aptalla yürümeye devam etti.
Anlaşılan her şey onun için bitmişti.
Herkes için bitmişti.

22 Temmuz 2012 Pazar

Masallar Dünyası.


Ve beyaz atlı prens gelip pamuk prensesi öpmüş.Pamuk prenses rüyasından uyanmış.Ve sonsuza kadar mutlu yaşamışlar...

Peki diğerleri ? Sadece mutlu olan pamuk prenses ve prens mi ? Masalın diğer kahramanları nerde ? Hani başında kötü cadı vardı.Yedi cüceler vardı.Onların bir hikayeleri yok mu ? Belki de kötü cadı cadı değildi.Mutlu olmaya yakın aşık olan sıradan bir kızdı.Sevgilisine kavuşmak istiyordu.Ya yedi cücelere ne demeli ? Onlar da her zaman mağaralarda çalışmıyorlardı.Huysuz mağaradan kaçıp diğerlerine haber vermeden esrar kullanıyordu.Uykulu her zaman uyumak istemiyordu belki de.Ya da rüyalarında mutlu olduğunu görüyordu.Rüyalarında mutlu olabildiği için uykucu olmuştu belki de.

Masallar dünyasını anlamıyorum.Her şeyin mutlu olduğunu anlattılar bana küçüklüğümde.Büyüdüm ve her şeyin yalan olduğunu anladım.

Huysuzun esrar içtiğini.

Uykulunun aslında bir hayalperest olduğunu.

Ve cadının da sevdiğini kaybettiğini sonradan öğrendim ben.

Pamuk prensese gelicek olursak kim bilir prens onu aldatmış olamaz mı ? Gerçek dünyada herkes birbirini aldatmıyor mu ? Sırtlarından vurmuyorlar mı ? Seni seviyorum diyenler aşık olanlar bile bunun bir yalan olduğunu anlamıyorlar mı ? 

Masal dünyalarını anlamıyorum.Sürekli bize üstü kapalı yalanlar uydurmalarını.Mutlu olduğumuzu zannetmelerini.Dahası yalanlarla bizi mutlu etmeye çalışmaları.

Büyüdükçe farkına varıyorum.Yalanların nasıl bu kadar kolay söylendiğini.Dünyadan korkupta hayal dünyasını yani masalları kurduğumuzu.

Oysaki biz sadece her şeyin bizim olmasını istemiştik.

Yanılmışız.

20 Temmuz 2012 Cuma

Yaşıyan ölüler.


Midemde yılanlar varmış gibi hissediyorum.
Ah sanırım normal değil bu.Benim de yanımda herkes varken mutlu olmam gülmem gerekiyordu değil mi ? Ruhum  değiştirilmiş olmalı.Ya da yalnız olmamalıyım en azından.

Yanımda gülen bir sürü yüz varken ben niye somurtuyorum böyle ? Neye batmışım ben de çıkamıyorum ? Kime bağlanmışım ? Ne hatalar yapmışım ?

Daha bir kaç gün öncesini hatırlamazken aklımda bu kadar soru olması da ayrı bir gelgit.

Bedenimin içinde başka bir ruh varda ben onu gözetliyormuşum gibiyim.Anı o yaşıyor ben geride kalıyorum.Tüm anılarım benim değil onun sanki.Ben gözetmenim.Bir öğretmen gibi tüm öğrencilerimi izliyorum.Aslında onu bile pek becerebildiğim söylenemez.

Yaşamıyorum.

Yaşıyan ölülerdenim ben.

Nefes alan her şeyin düzeliceğini söyleyen ölülerden.İnsanları dinleyip sırtlarındaki bıçak izlerini kapatmaya çalışan ölülerden.Ve hiç bir şey hissetmeyen duygusuz ölülerdenim ben.

Yaşamıyorum.


Midemdeki ve tüm vücudumdaki yılanları besliyorum sadece ben.En azından bu işte becerikliyim.Kimse bana "aaa hayır yanlış yaptın yine" demiyor.

Yaşıyan ölülerden olmak ne güzelmiş.

Kimsen olmuyormuş.Bakıyormuşsun ama göremiyormuşsun.Kokluyormuşsun ama burnuna bir koku gelmiyormuş.Sadece  gözetliyormuşsun insanları.

Yaşamıyorum.

Sadece yaşıyan ölülerdenmişim ben.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Günaydın.

Günaydın.
Şu andan itibaren yogaya başlamaya karar verdim.
Yani ne bileyim.Rahatlatıcı olsun.Spor olsun diye karar verdim sanırım.Anlık kararlarımın ilki oldu.Karnım açken karar vermemem lazım aslında ve yeni uyanmışken.Uygulayamıyacağım kararlar veriyorum zaten çoğu zaman.Mesela geçen hafta aldığım bir karar üstüne babamı bana araba kullanmaya ikna etmem lazımdı.Ben naptım ? Hiç bir şey.Tüm kararlarım böyle sonuçlanıyor.
Her neyse.
Yarın oruçluyum.Şimdiden alıştırma yapmak lazım.Allah sabır versin bana.Umarım kimse yanıma yaklaşmaz.Oruçlu oruçlu genelde sinirli oluyorum.
Uykusuzum.
Akşamları 3'de 4'te yatıp 1'de kalkan insan.Sat 3 buçukta yatıp 10da kalkarsa nolur ? Denklemi siz kurun.
Cevabı ben vereyim.
Büyük bir patlama olur.Herkese surat asar.Ortalığa negatif ışınlar yayar.
Ve ben şu an o ayardayım.Herkese patlamaya çalışıyorum.Acayip de karnım aç.
Sabah sabah neden yazı yazmak için açtım burayı bilmiyorum.İyi gelir diye umdum.Ki geldi de.Yazı yazmak ne bileyim en hoşuma giden şeylerden biri.Tabi elle yazmak değil.Elimle bir deftere yazınca -günlük hariç- çok çirkin göründüğünü hiç bir şey ifade etmediğini düşünüyorum.Günlüğüm.Evet günlük tutuyorum.Sadece duygularıma sahip çıkan güzel kokulu bir defter.Normal.Diğer defterler gibi.İçini açtığında sayfaları çevirdiğinde koku gelmesi güzel sadece.

Kahvaltım hazır.
Yazıyı uzatmıyım da gideyim yemeğimi yiyeyim.
Günaydın güzel insan.
Harika bir güne günaydın.
 
 
Copyright © Bazen kendimi hayal dünyasında yaşıyormuşum gibi hissediyorum
Blogger Theme by BloggerThemes Design by Diovo.com